Piyasalar Neyi Fiyatlıyor? (1)

Emin olun, bu soruya özellikle bugünlerde cevap vermek çok güç! Peki, bugünkü konuma nasıl gelindi? Bu sorunun cevabı, geçtiğimiz süreçte para piyasalarında neler olup bittiğinde gizli…

ABD borsalarının yaz boyunca sergilediği hareketleri teknik analizle yoğurarak yorumlayabiliriz. Haziran ve Temmuz ayları boyunca 12.000 puanın üzerinde veya bu seviyeye yakın kapanışlar yapan Dow Jones endeksi için her şey yolunda gidiyor görünümü hakim. Ne var ki bu yatay ve pozitif gidişat, Temmuz’un son haftasıyla beraber yerini kıpkırmızı bir ortama bırakıyor.  Dow Jones’un kapanış hanesine üst üste düşüşler kaydediliyor; bu sırada yatırımcılar ne olduğunu algılamaya çalışmakla meşguller. Ağustos ayının dünya piyasaları için ne derece zorlu geçeceğinin sinyallerini veriyordu bu hareketler. Dow Jones düşüş trendine girmişti, ama portföylerinde yüklü miktarda hisse senedi bulunduran yatırımcılar bu durumu kabullenmek istemiyordu. Daha düşük seviyeleri gündeme getirmemekte ısrarcıydılar. 2 Ağustos’ta 12.000 psikolojik desteğinde dayanamayan ve düşüş yönünde hareket eden Dow Jones, 4 Ağustos’ta adeta çakılıyor ve düşüş hanesine %4.31 gibi tarihi bir değer kaydediliyordu.

O da ne? Wall Street’te kulaktan kulağa dolaşan bir fısıltı var, hem de ne fısıltı! Fısıltı değil de adeta bir bomba! Piyasalarda, ABD’nin kredi notunun düşürüleceği yönünde söylentiler dolanıyor. Kısa sürede tüm dünyada yankı uyandıran bu söylenti, ABD piyasalarından Avrupa’ya ve oradan da Asya’ya dalga dalga yayılıyor. Durumu önceden haber alan büyük fonlar, bankalar ve aracı kurumlar portföylerini eritmeye çalışıyorlar; ama nafile, zamanlarının kalmadığını kendileri de biliyorlardı.  İşte o anda biri sahneye çıkıyor:  Standard&Poor’s yani “sıfırcı hoca”! Kocaman bir tokmak alıyor eline ve “ABD için resesyon çanları çalsın” diyordu. Böylelikle, Wall Street’ten tüm dünyaya yayılan o fısıltı gerçek oluyor ve dünyanın süper gücü kabul edilen ABD’nin kredi notu “AAA”dan “AA+”ya indiriliyordu. S&P, böylelikle ABD’ye tarihinde bir ilki yaşatıyor ve tüm dünyayı finansal bilinmezliğe sürüklüyordu.

Ağustos ayındaki tablo dikkatle değerlendirildiğinde, piyasaya sürülen her olumsuz haberin, önümüzdeki yıl yaşanabilecek hatırı sayılır bir ekonomik durgunluğun ve resesyon korkularının fiyatlandığını söylemek mümkün.

Avrupa’daki finansal görünüm elbette ki ABD’den çok daha vahim. İspanya-Portekiz, sonrasında İtalya, birazcık da Fransa ve hep var olan Yunanistan… Avrupa’daki sorunlar saymakla bitmiyor, her hafta farklı bir Avrupa ülkesinin hayati öneme sahip ekonomik problemleriyle uyanıyoruz. Adeta yakartop dolanıyor Avrupa bulutlarında. İtalya, topu Yunanistan semalarına gönderiyor; öte yandan İspanya da Fransa’ya… Ama top hep havada, kimse tutmuyor, hiç kimse kucağına alıp “(i)stop” diyemiyor. Böylelikle oyun uzadıkça uzuyor. Bu tip geçiştirmelerle sadece patlama zamanı ötelenmiş oluyor.

Yunanistan’ın resmi olarak iflas açıklaması beklenirken, Avrupa Birliği devreye giriyor. Kurtarma paketleri ve çeşitli önlemlerle Yunanistan’a hayat öpücüğü veriliyor! Peki, Yunanistan’a aşık oldukları için mi yapıyorlar bunca hamleyi? Avrupa Birliği, kangrenli kolunu -Yunanistan’ı-  bir türlü kesip atamıyor. Bu noktada, Euro bölgesinin akıllıca hareket ettiğini iddia etmek fazlasıyla saçmalık olur. Sadece çıkarları doğrultusunda adım atıyorlar, hepsi bu! Onlar da çok iyi biliyorlar ki Yunanistan’ı Euro bölgesinden atmak başlarına neler neler getirecek!

Dünya ekonomilerinde tüm bu gelişmeler olurken, Türkiye’de neler oluyordu? Öyle komiktir ki; ABD’nin kredi notunun düşürüldüğü süreçte, ülkemiz sermaye piyasası da bir ekonomistin “Türkiye’de resesyon olabilir.” şeklindeki söylemleri yüzünden dibi boyladı! Sanki kredi notu düşürülen ABD değil de Türkiye imiş gibi, sanki çöküşte olan, borç batağına saplanan Avrupa ülkeleri değil de 2011’in 2.çeyreğinde Avrupa’nın en hızlı büyüyen ekonomisine sahip Türkiye imiş gibi boyladı o dibi! Hem de endeks ana destek seviyelerini kıra kıra geriledi. Dünya piyasaları çoktan toparlanmıştı ama İMKB kayıplarını derinleştirmeye ve inadına kriz senaryolarını fiyatlamaya devam ediyordu. Destek dayanmadı İMKB’ye, freni patlamış kamyon edasıyla bayır aşağı gittikçe gitti, ta ki sağlam bir kayaya toslayana kadar!

(Devamı, serinin bir sonraki yazısında…)

***

Yayın geçmişi:

http://bucampus.com/press/entry/2011/10/15/piyasalar-neyi-fiyatliyor-1

http://www.borsaa.net/page/piyasalar-neyi-fiyatliyor

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !